Tanzanya

BY IN Tanzanya NO COMMENTS YET , , , , , , , , , , ,

2010 Ağustos

Hakuna matata

Zanzibar

Zanzibar

Zanzibar senelerdir kalbimde olan ama direk uçuş olmadığı için ötelediğim seyahat noktalarından biriydi. Bir öğlen saati işteyken, arkadaşım arayıp, biz haftaya Zanzibar’a gidiyoruz, THY’nun direk yeni seferleri başladı, hadi sende gel değince bir anda kalbim hızla çarpmaya başladı. Alalacele organize olup, zar zor uçak bileti bulduktan sonra artık Zanzibar’a “bekle beni geliyorum” demekten ve heyecanla haftasonunu bekleyip bavul yapmaktan başka şey kalmamıştı.

1.gün

Dar es Salaam – Zanzibar

Cuma gecesi yani Cumartesi 0:30 da kalkan THY uçağına ile yeni bir seyahat noktasına yelken açtık. Tanzanya- İstanbul arası uçuş rotası yeni açıldığından parmakla sayılacak kadar Türk olsa da uçak full doluydu.

Havalimanı çıkışında hemen bir döviz bürosu bulup para bozdurduk. Diğer Afrika ülkelerinde olduğu gibi, Dolar’ın 2000 senesinden sonra basılmış olması şart. Eğer elinizde 50 ile 100 USD’lik banknotlar varsa daha yüksek bir kurdan bozdurabilirsiniz.

pıpır uçaklar

sevimli pıpır uçaklar

Yanlış hatırlamıyorsam sabah 8 civarında Tanzanya-Dar es Salaam’a indik. İlk önce Dar es Salaam’da kalalım derken, fikir değiştirip direk Zanzibar’a geçmeye karar vererek, alternatifleri araştırmaya başladık. İki alternatifiniz var. Biri hızlı feribot, bir diğer ise pırpır uçaklar. Pırpır uçaklar ile geçiş yaklaşık 25 dakika sürüyor.

pırpır uçaktan görünüm

Zanzibar'ın büyüleyici manzarası

Havalimanının dışında yanımıza yaklaşan adamlar ile ayaküstü pazarlığa başladık. Sıkı bir pazarlık ile adam başı 50 USD’ye anlaşarak, boyumuz kadar olan sevimli uçaklara yöneldik. Bavullarımızı uçağın alt kısmında açılan bölgeye nasıl yerleştirdiler bilmiyorum, ama uçuş çok keyifli ve heyecanlıydı. Uçarken manzara tüm ihtişamıyla bizi çağırıyordu.

Zanzibar’a inince tekrar pasaport kontrolüne girdik. O sırada bir polis memuru gelip, en son Brezilya’ya giden kişi, bizimle gelsin deyince çok şaşırdım. Beni alıp bir odaya sorguya götürdüler. Pasaportumda sadece Brezilya vizesi olduğundan ve yakın bir süre önce gittiğimden ilgilerini çekmiş olsa gerek. Bir sürü soru sordular. Bilseydim eski pasaportumun da yanıma alırdım. Sorgudan çıktığımda arkadaşlarım şaşkınla kapının önünde beni bekliyordu. 🙂

otel keyfi

NUNGWI bölgesi otel keyfi

Neyse heyecanlı bir başlangıç sonrası, havalimanı çıkışında hemen bir taksi şoförü ile anlaşıp arabaya doluştuk. Zanzibar’ın üst kısmında yer alan ve yaklaşık 40 km uzaklıktaki NUNGWI bölgesine gidip, “Tanzanite Beach Resort”’ isimli otelimize yerleştik.

Tek katlı bungalowlardan oluşan odalarımıza yerleştikten sonra restaurant kısımda buluştuk. Masmavi Hint Okyanusu karşısında buz gibi Kilemenjaro biralarımız eşliğinde bir şeyler atıştırıp, sohbet ettikten sonra 15 dakika uzaklıkta olan Nungwi kasabasına doğru yürümeye başladık. Yolda bir çocuk peşimize takılıp, bizi yerlilerin yaşadığı kasaba içerisinden geçirip, sahile kadar eşlik etti. Kasaba içinden geçerken Türkiye’den getirdiğim şekerleri dağıttım. Çocuklar daha fazla şeker alabilmek için çılgına döndü, ara sokaklardan geçip tekrar yolumuzu keserek, sanki ilk defa görürcesine bizi oyunlarına dahil ettiler.

zanzibar'lı çocuklar

zanzibar'lı çocuklar

Kumsal tarafında sıralanmış birkaç iyi otel ve birkaç tanede kum üzerinde masaları olan yerel restaurant vardı. Birinde karar kılıp, deniz ürünleri ağırlıklı siparişlerimizi verdik. Yemekler lezzet açısından bizi hayal kırıklığına uğratsa da keyif ile karnımızı doyurduk.

Dönüşümüzü sular çekildiği için bu sefer sahil tarafından yapalım dedik. Başta otellerin önünden geçerken etrafımızı aydınlatan azda olsa bir ışık varken, yürüdükçe zifiri karanlık içine gömülmeye başladık.

Gözlerimizin alıştığı ölçüde, önümüzü bile çok net görmeden, kumsalda yıldızların altında yürümeye başladık. Çok uzaktan şelale gibi gelen deniz sesi haricinde hiçbir şey yoktu. Bilinmezliğe doğru atılan adımlar başta ürkütücü olsa da çok keyifliydi. Bir gün önce aynı saatlerde İstanbul trafiğinde boğuşurken, bir gün sonra bir adada bilinmezliğe atılan adımları düşününce, dünya insana bazen çok küçük, bazen de bir o kadar büyük geliyor.

 

2.gün

Zanzibar – NUNGWI

Sabah güzel bir kahvaltı sonrası, otel içindeki dalış firmasıyla şnorkel dalışı yapmak için anlaştık. Gece yürürken göremediğim denizin ne durumda olduğuna bakmak için sahile indiğimde, suların bayağı çekildiği gördüm. Biraz sahilde yürüyüp, ilginç deniz kabukları var mı diye keşif yapmaya çıktığım anda, bizimle dalışa gelecek olan diğer grubun turu iptal ettiğini ve firmanın bizi götürmek istemediğini öğrendim.

yelkenli

zanzibar gezi teknesi

O sırada anlaştığımız tur denizden geçen başka bir tur grubunu çevirip elimize şnorkellerimizi tutuşturarak, onlar ile gitmemizi söyledi. Kişi başı 30 USD’ye anlaştığımız tura 20 USD ödeyerek deniz kenarına yanaşmaya çalışan tekneye su içinden yürüyüp, karga tulumba ellerimizden çekilerek bindik. Teknede yaklaşık 10 kişi vardı. Bir müddet sonra tekne yelkenlerini açtı ve turkuaz rengi sular üzerinde adaya doğru yolculuğumuza başladık. Yaklaşık 1 saat sonra küçük bir adanın açığında durduk. Şnorkellerimizi alıp suya atladık. Başta çok fazla şey göremeyeceğimi sandım ama, yüzdükçe balıklar gelmeye başladı. Çok derin olan sular içinde yüzlerce balık, kendi cinsleri ile topluluklar halinde yüzüyor. Mavi, sarı, beyaz, puantiyeli, siyah balıklar, deniz yıldızları, kalamarlar hepsi suyun altında kendi ahenkli yaşantıları içinde bir o yana bir bu yana gidip duruyorlardı.

zanzibar tekne gezisi

zanzibar tekne gezisi

Yaklaşık 2 saat sonra süngere dönmüş şekilde sudan çıkıp 5 dakikalık mesafede olan küçük adaya yemeğe gittik. Folyo içinde pişirilmiş büyük bir balık, pilav ve soğanlı koca bir salatayı afiyetle yiyip, dönüş yoluna çıktık. Otelimizin önüne geldiğimizde su sabaha nazaran ciddi oranda yükselmişti. Kenarlarda kayalar olduğundan tekne bizi denizin ortasında bırakmaya kalktı. Boynumuza kadar su içinde, başımızın üstünde fotoğraf makinaları maceralı bir iniş sonrası otelimize varmayı başardık.

zanzibar

zanzibar gün batımı

Akşamüstüne doğru yemek için tekrar kasabaya gitmeye karar verdik. Sular yine yükseldiği için kıyıdan değil arka taraftan yürümek zorundaydık.:) Sahilde bir gece önce yemek yediğimiz yerin ilerisine yürüdüğümüzde çok daha renkli olduğunu keşfettik. Sahile kurulmuş resim sergilerinden yağlı boya tablolar aldım. Akşam sahilde yer alan bir restaurantta lezzetli bir tuna balığı eşliğinde, içimi çok hafif şaraplarımızı yudumlayarak akşam keyfimizi yaptık.

Yemek sırasında yanımıza gelen incik boncuk satan masailer ile (yarı göçebe hayat süren yerli halk) kaynaşıp, sahilin devamındaki partiye katıldık.

 

3.gün

NUNGWI – Stone Town – PAJE

ruj yapımında kullanılan meyva - Botanik Bahçesi

Sabah bizi havalimanından Nungwi’ye getirmek için anlaştığımız taksi şoförü Muhammet’i arayarak, tüm gün bizi gezdirmesi için 100 USD’ye anlaştık. Otelden ayrılıp, akşam adanın diğer tarafında kalmayı planlayarak yola çıktık. Muhammet’ten bizi ilk önce botanik bahçesine götürmesini istedik. Botanik bahçesi, yaklaşık 1 saatlik bitkileri tanımaya yönelik bir gezi. Daha önce benzer bir geziye katıldığımdan bana çok ilginç gelmedi. Çok geniş bir arsa üzerinde farklı ağaç tiplerini tanıtıyor ve geniş yapraklardan el becerilerini göstererek sepet, şapka gibi aksesuarlar yaparak geziye renk katıyorlar. Çok fazla turistlik olan aktiviteler bana göre değil. Oradan çıkıp Stone Town’a yani Zanzibar’ın en işlek bölgesine geçtik. Tahta işçiliği ile yapılmış tabak çanak gibi hediyelik objeleri buradan satın alabilirsiniz. Sıkı pazarlık yapmayı unutmayın. Bir gece önce Masailerden 3 şiline aldığımız kolyeleri burada 25 şiline satıyorlar.

Changuu Private Island

Changuu Private Island- yaşlı kaplumbağlar

Dev kaplumbağları görmek için Stone Town’dan küçük bir tekne ile anlaşıp 20 dakika uzaklıktaki Changuu Private Island’a geçtik. Adada 125 ve 185 yaşındaki büyük kaplumbağaları gördük. Adada başkada hiç bir şey yoktu. Stone Town’a döndüğümüzde adını Zanzibar’da doğan Freddy Mercury’den alan ve teknelerin yanaştığı sahilin hemen yanındaki Mercury’s Restaurant’a gittik. Bu arada Freddy Mercury’nin gerçek adının Farrokh Bulsara olduğunu öğrenince çok şaşırdım.
Biraz etrafı dolaştıktan sonra henüz otelimizi ayarlamadığımızdan bir an önce Paje bölgesine doğru yola çıkmaya karar verdik. 1 saatlik yolculuk sonrası otel arayışı içindeydik. Maalesef hangi otele baksak yer bulamadık. En sonunda çok da beğenmeyerek, İsveçli suratsız bir kadının işlettiği otelde o geceyi geçirmeye karar verdik. Akşam yemeğimizi otelde yedik.

 

4.gün

PAJE – Dar es Salaam

yosun toplayan kadınlar

çekilen su içinde oturup yosunları toplayan kadınlar

Sabah uyandığımda ilk işim sahile inmek oldu. Çekilen sulardan sonra sahilde yürüyüp deniz kabukları toplamak ve su birikintileri içinde renkli deniz canlılarını seyretmek çok keyifliydi. Kahvaltı sonrası odalarımızı boşalttık. Eşyaları resepsiyona bırakıp, deniz sefası yapalım dedik, sahile indiğimizde suların daha da çekilmiş olduğunu görmek şaşırttı. Denize doğru yürümeye başladım. Yürüdüm, yürüdüm, yürüdüm ama bir türlü deniz dizimin üstünü geçmedi. Kah bileklerinde, kah dizinde, sıcak çocuk havuzu gibi bir türlü denize ulaşamıyorsun. Artık otel uzaktan küçük bir nokta gibi gözükmeye başlayınca geri dönmeye karar verdim.

deniz y?ld?z?

deniz yıldızı

Öğlen gibi Muhammed gelip gizleri aldı ve Stone Town’a geçtik. Dar es Salaam dönüşü için 35 USD’ye feribot biletlerimizi alıp, saat 16:00 da kalkacak olan feribota geçmeden önce Muhammet’in önerdiği Hint restaurantına gittik.

feribot

Feribot girişi çok kalabalıktı. Bir de çıkış için bu izdihamda form doldurmak işkence gibi geldi. İtişe kakışa feribota bindik. Feribot başta normal bir hızla gidiyor gibi gelse de, içerde otururken kusmak için dağıttıkları torbalardan sonra, bayağı hızlandı ve insanların kusmaya başlamasıyla yolculuk kabusa döndü. Hava almak için feribotun dışında duramaya karar verdik. 2 saat süren yolculuğumuz sonrası Dar es Salaam’a sağ salim vardık. Sonradan öğrendiğimize göre feribotun biri sabah ve biri akşam olmak üzere iki seferi varmış. Akşamüstü dalga daha yoğun olduğundan genelde sabah seferi tercih ediliyormuş.

Dar es Salaam’a vardığımızda bir otel bulup yerleştik.

 

5.gün

Dar es Salaam

Sabah 7 gibi kalkıp, güzel bir kahvaltı sonrası şehir turuna çıktık. İlk rotamız Dar es Salaam’ın meşhur balık pazarıydı. Yüzlerce insan aralarında pazarlık yapanlar, bir yandan balıkları soyan, bir yandan pişirenler tam bir curcuna içerisinde dolaşmaya başladım.

balık pazarı

balık pazarı

Balık pazarından sonra en iyi evlerin olduğu bölgeler ile zor yaşamların olduğu sokaklar arasında araba ile gezdik. Bir okula uğradık, arabadan indiğimizde tüm çocuklar etrafımızı sardı. Fotoğraflarını çekmemiz için birbirlerini iteleyip durdular.

Dar es Salaam’da yaptığımız görüşmeler sırasında öğrendiklerimi sizinle paylaşmak istedim. Böylece ülke hakkında genel bir bakış açısı yakalayabilirsiniz.

– Tanzanya’da ticaretin çoğu Hintlilerin elinde.
– Halkın %90’ı fakir, %10’luk kısım ise çok zengin.
– Oyster bay civarındaki 4+1 büyüklüğündeki dairlerin kiraları minimum 5.000 USD’den başlıyor.
– Yurtdışından gelen girişimciler için devlet birkaç yıl vergi almıyor.
– İnşaat ve turizm alanında ciddi anlamda açık varmış.

trafik

trafik

Akşamüstü Dar es Salaam’ın trafiği keşmekeş. Uçak biletiniz saat 20:00’de ise havalimanı yakın değip, son dakika çıkmayı düşünmeyin. En az 2-3 saat önce çıkmanızda yarar var.
Sabah 6:00 sularında İstanbul’a indik. Böylece bir seyahat noktası daha son buldu. 🙂

So, what do you think ?